Japon yeni yeniden 160'ı aştı: Bessent'ten ABD faizleri için kritik uyarı
Japon yeni yeniden küresel piyasaların en kritik başlıklarından biri haline geldi. Dolar/yen paritesi, temmuz sonunda ABD ve Japonya'nın ortak müdahalesiyle yaşanan sert geri çekilmenin ardından yeniden yükselerek 160 seviyesinin üzerine çıktı. Ancak bu kez Washington'dan gelen mesaj, kurdaki hareketin yalnızca Japon ekonomisini ilgilendiren bir sorun olmadığını açık biçimde ortaya koydu.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 27 Ağustos tarihli bir mektupta Japon yenindeki düzensiz hareketlerin küresel piyasalarda zorunlu pozisyon çözülmelerine neden olabileceğini ve bunun sonucunda ABD'deki borçlanma maliyetlerinin de yükselebileceğini belirtti.
Bessent'in açıklaması, dolar/yen paritesinin yeniden 160 eşiğinin üzerine çıktığı ve Japonya'nın döviz piyasasına yaptığı müdahalelerin büyüklüğünün rekor seviyeye ulaştığının açıklandığı bir döneme denk geldi.
Son fiyatlamalarda USD/JPY 160 seviyesinin üzerine çıkarken, yen temmuz sonundaki ortak müdahaleyle elde ettiği kazanımların yarısından fazlasını geri vermiş durumda. Böylece kur piyasasında yeniden "Tokyo veya Washington bir kez daha müdahale eder mi?" sorusu öne çıktı.
Japonya yeni desteklemek için 15,4 trilyon yen harcadı
Japonya Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan veriler, kurdaki baskının boyutunu ortaya koydu. Japonya, 30 Temmuz ile 26 Ağustos arasındaki dönemde yeni desteklemek amacıyla döviz piyasasına toplam 15,4 trilyon yen aktardı. Yaklaşık 96,5 milyar dolara karşılık gelen bu tutar, Japonya'nın bir aylık dönem için gerçekleştirdiği en büyük döviz müdahalesi oldu.
Temmuz sonunda dolar/yen paritesi yaklaşık 164 seviyesine kadar çıkarak yen açısından yaklaşık 40 yılın en zayıf bölgesine ulaşmıştı. 30 ve 31 Temmuz'daki müdahaleler sonrasında parite kısa sürede 155 seviyelerine kadar geriledi.
Ancak müdahalenin yarattığı etkinin kalıcı olmadığı görülüyor. Ağustos ayı içerisinde yen yeniden değer kaybetmeye başladı ve dolar/yen paritesi 29 Ağustos'a girilirken tekrar 160 seviyesinin üzerine çıktı.
Temmuz sonundaki operasyonu sıra dışı hale getiren unsur ise yalnız Japonya'nın piyasaya girmesi değildi. ABD de yenin desteklenmesine katıldı. Böylece Washington, 1998'den bu yana ilk kez Japon yenini desteklemek amacıyla döviz piyasasında doğrudan rol aldı.
Bessent neden ABD faizlerinden söz ediyor?
ABD Hazine Bakanı Bessent'in son açıklamasının piyasa açısından en dikkat çekici tarafı, Japon yeni ile ABD'nin kendi borçlanma maliyetleri arasında doğrudan bağlantı kurması oldu.
Bessent, Japonya'nın ABD Hazine tahvillerinin en büyük yabancı sahiplerinden biri olduğuna dikkat çekerek düzensiz yen piyasalarının yatırımcıları pozisyonlarını zorunlu olarak kapatmaya itebileceğini savundu. Bakan'a göre böyle bir süreç küresel piyasalardaki istikrarı bozabilir ve nihayetinde Amerikan şirketleri ile hane halklarının karşı karşıya kaldığı borçlanma maliyetlerini artırabilir.
Yendeki sert hareketleri önemli hale getiren temel unsur Japon para biriminin uzun yıllardır küresel finans sisteminde düşük maliyetli bir fonlama aracı olarak kullanılması. Bu nedenle USD/JPY'deki hızlı değişimler yalnızca döviz yatırımcılarını değil, yen ile fonlanarak tahvil, hisse senedi ve diğer varlıklarda açılmış kaldıraçlı pozisyonları da etkileyebiliyor. Ancak yen hareketi ile ABD tahvil faizleri arasında her koşulda bire bir ve mekanik bir ilişki bulunduğunu söylemek doğru değil. Etkinin yönü, hangi pozisyonların çözüldüğüne ve küresel risk iştahına göre değişebiliyor.
Carry trade neden yeniden gündemde?
Japonya uzun yıllar boyunca gelişmiş ekonomiler içerisindeki en düşük faiz oranlarından birine sahip olduğu için yen, küresel yatırımcıların önemli fonlama para birimlerinden biri haline geldi.
Temel mekanizma oldukça basit: yatırımcı düşük faizle yen borçlanıyor, ardından bu kaynağı daha yüksek getiri sunan tahvil, hisse senedi veya başka para birimlerindeki varlıklara yönlendiriyor. Finans piyasalarında bu yapı genel olarak "yen carry trade" olarak adlandırılıyor.
Stratejinin sorunsuz işlemesi için yalnızca Japon faizlerinin düşük olması yeterli değil. Yen kurunun da görece istikrarlı kalması gerekiyor. Japon para biriminde ani değer kazanımları yaşandığında, yen borcu bulunan yatırımcıların zararları hızla büyüyebiliyor.
Bu durumda kaldıraç azaltmak isteyen fonların diğer piyasalardaki varlıklarını satarak yen borçlarını kapatması gerekebiliyor. Bessent'in sözünü ettiği "zorunlu pozisyon çözülmesi" riskinin temelinde de bu mekanizma bulunuyor.
Fed'in şahin mesajı yeni yeniden baskıladı
Yenin son düşüşünde yalnızca Japonya kaynaklı gelişmeler etkili olmadı. ABD para politikasına ilişkin beklentiler de dolar/yen paritesinin yeniden yükselmesinde önemli rol oynadı.
Fed Başkanı Kevin Warsh, Jackson Hole'da yaptığı açıklamada enflasyonun yüzde 2 hedefine doğru yeterince hızlı ilerlediğinden emin olunması gerektiğini vurguladı. Konuşmanın ardından piyasalarda Fed'in eylül ayında faiz artırabileceği beklentisi güçlendi.
Reuters'ın aktardığı piyasa fiyatlamalarına göre eylül toplantısında faiz artırımı ihtimali konuşma öncesindeki yaklaşık yüzde 35 seviyesinden yüzde 60 civarına yükseldi. ABD'nin iki yıllık tahvil getirisi de bir ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Bu fiyatlama doların güçlenmesine neden olurken yen üzerindeki baskıyı artırdı. Dolar/yen paritesinin 160 seviyesini yeniden aşmasında Fed beklentilerindeki bu değişim belirleyici unsurlardan biri oldu.
BoJ cephesinde eylül ayı giderek daha önemli hale geliyor
Kurun diğer tarafında ise Japonya Merkez Bankası'nın atacağı adımlar bulunuyor. BoJ politika faizini halihazırda yüzde 1 seviyesine kadar yükseltmiş olsa da ABD ile Japonya arasındaki faiz farkı yen üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.
BoJ Başkan Yardımcısı Ryozo Himino bu hafta yaptığı açıklamalarda, zamanında gerçekleştirilecek faiz artırımlarının daha sonra çok sert bir sıkılaşma ihtiyacını azaltabileceğine işaret etti. Himino eylül toplantısında faiz artırımını açık biçimde taahhüt etmese de seçeneği masadan kaldırmadı.
Bu nedenle piyasalar açısından önümüzdeki dönemde yalnızca olası yeni döviz müdahaleleri değil, BoJ'un faiz politikasını ne hızda normalleştireceği de belirleyici olacak.
160 seviyesi neden piyasaların radarında?
Dolar/yen için 160 seviyesi teknik bir rakam olmanın ötesinde son aylarda Japon yetkililerin döviz piyasasındaki düzensiz hareketlere karşı toleransının test edildiği bölgelerden biri haline geldi.
Bununla birlikte Japon yetkililer resmi olarak belirli bir kur seviyesini savunduklarını söylemiyor. Müdahale kararlarında fiyatın kendisinden çok hareketin hızı, oynaklığın boyutu ve spekülatif işlemlerin ağırlığı vurgulanıyor.
Bu ayrım önemli. USD/JPY'nin 160 seviyesinde bulunması tek başına yeni bir müdahalenin geleceği anlamına gelmiyor. Ancak paritenin kısa süre içerisinde yeniden 160'ın üzerine çıkması ve temmuz sonundaki müdahalenin kazanımlarının büyük bölümünün silinmesi, piyasada yeni bir operasyon ihtimalinin tekrar fiyatlanmasına neden oluyor.
Sıradaki kritik adres G20 toplantısı
Yen dosyasının önümüzdeki günlerde diplomatik gündeme de taşınması bekleniyor. Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama ile BoJ Başkanı Kazuo Ueda'nın gelecek hafta ABD'nin Asheville kentinde gerçekleştirilecek G20 maliye bakanları ve merkez bankası başkanları toplantısına katılması planlanıyor.
Piyasalarda Katayama veya Ueda'nın ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile yen konusunda ikili görüşme gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği yakından takip edilecek.
Temmuz ayındaki ortak müdahalenin ardından ABD ile Japonya arasındaki koordinasyonun devam edip etmeyeceği, olası yeni bir kur operasyonunun gücü açısından önemli olacak.
Türkiye ve gelişen piyasalar açısından neden önemli?
Japon yenindeki gelişmelerin Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara etkisini doğrudan USD/JPY üzerinden okumak doğru olmaz. Asıl aktarım kanalı küresel dolar talebi, tahvil faizleri, kaldıraçlı pozisyonlar ve yatırımcıların genel risk iştahı üzerinden oluşuyor.
Carry trade işlemlerinde hızlı bir çözülme yaşanması durumunda küresel fonların kaldıraç azaltması, gelişmekte olan ülke varlıklarında kısa süreli oynaklığı artırabilir. Buna karşılık küresel riskten kaçışın ABD tahvillerine talep yaratması gibi ters yönde çalışan dinamikler de bulunuyor.
Bu nedenle yendeki her yükseliş veya düşüşü doğrudan gelişen ülke para birimleri için olumlu ya da olumsuz bir sinyal olarak değerlendirmek yerine, dolar endeksi ve ABD tahvil faizleriyle birlikte okumak gerekiyor.
Türkiye piyasaları açısından da canlı dolar kuru, küresel tahvil getirileri ve diğer döviz kurları aynı çerçevede takip edilebilir.
Önümüzdeki günlerde USD/JPY'nin 160 çevresindeki seyri, BoJ'un eylül toplantısına ilişkin beklentiler ve ABD-Japonya arasında yeni bir koordinasyon mesajı gelip gelmeyeceği küresel döviz piyasasının ana gündem maddeleri arasında olacak. Temmuz sonunda yaklaşık 164 seviyesine ulaşan paritenin yeniden bu bölgeye yaklaşması halinde müdahale tartışmalarının daha da güçlenmesi beklenebilir.
Burada yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım kararlarınız, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.










Yorum Yaz